Kayıtlar

ASALET

Resim
​ Asalet: Gürültüsüz Bir Güç Asalet çoğu zaman yanlış anlaşılır. Kimi onu soyla, kimi servetle, kimi de toplum içindeki konumla eş tutar. Oysa gerçek asalet; insanın dışındaki etiketlerde değil, içindeki dengededir. Bir insanın kalabalıklar içinde nasıl yürüdüğünde değil, yalnız kaldığında nasıl durduğunda gizlidir. Asalet, gürültüsüz bir güçtür. Bağırmaz. Gösteriş yapmaz. Kendini ispatlamak için çırpınmaz. Varlığıyla bir alan açar ve o alanın içinde herkes biraz daha ölçülü, biraz daha dikkatli olur. Asil insanın en belirgin özelliği, kendisiyle barışık oluşudur. Çünkü insan kendisiyle savaş halindeyse, o savaşı mutlaka başkalarına yansıtır. Kırıcı olur, küçümser, üstünlük taslar. Oysa asalet, üstünlük taslamak değil; kimseyi küçültmeye ihtiyaç duymamaktır. Bir düşünün: Gerçekten güçlü bir insan, gücünü kanıtlama ihtiyacı duyar mı? Gerçekten değerli bir insan, değerini bağırarak anlatır mı? Asalet tam da burada başlar. İçsel güvenle. Asalet en çok zor zamanlarda ort...

Dünyanın Güzelliği. 🌺🌸

Resim
​ Dünya, acelemizi affeden bir yer. Bir sabah güneşiyle, bir çiçeğin sabrıyla, bir rüzgârın hafifliğiyle konuşur bizimle. Bazen fark etmeyiz; çünkü güzellik çoğu zaman sessizdir. Bir çayın buharında ısınır ellerimiz, bir denizin mavisiyle sakinleşir kalbimiz. Güzellik; büyük manzaralarda olduğu kadar, bir gülümsemenin köşesinde, bir çocuğun meraklı bakışında da saklıdır. Toprak cömerttir; üzerinde yürüyene hikâye bırakır. Gökyüzü geniştir; bakmayı bilen için umut taşır. Yağmurdan sonra sokaklar başka kokar; toprak nefes alır, insan da onunla birlikte. Bir pencereye vuran akşam ışığı, “Her şey geçiyor” diye fısıldar sessizce. Bazen bir kuşun kanadında taşınır umut, bazen yalnız bir ağacın gölgesinde dinlenir yorgunluk. Göl suskundur ama derindir; insana sabretmeyi öğretir. Güzellik, hep mutlu anlarda değildir. Hüzünle karışınca daha gerçek olur. Çünkü insan, kırıldığı yerden bakınca dünyayı daha dikkatli sever. Ve dünya… Onca gürültünün içinde hâlâ zarif. Hâlâ bekliyor. Bak...

Bir Yorgunluk Hâli

Resim
​ Bazı günler vardır, neye üzüldüğünü tam söyleyemezsin. Bir isim gelir aklına, ama aslında o isim değildir canını yakan. Yorgunsundur. Çok uzun zamandır güçlü durmuşsundur. Çok fazla sorumluluk almış, çok fazla susmuş, çok fazla “idare etmişsindir”. Ve bir noktada kalbin şunu fısıldar: “Ben artık taşımak istemiyorum.” İnsanlara kırılırsın. Sisteme, düzene, hayata… Ama en çok da kendi sessizliğine. Çünkü fark edersin: Uğruna uykusuz kaldığın şeyler başkalarına kolayca verilmiştir. Sen bedel ödemişsindir, hayat bedel ödemeyeni seçmiştir. O an biri gelir aklına. Aslında hayatında bile olmamıştır. Ama bir ihtimali temsil eder. “Belki biri beni anlardı” düşüncesini. Ve özlem sandığın şey, çoğu zaman bir kişiye değil… bir duyguyadır. Sevilmeye, seçilmeye, anlaşılmaya duyulan özlem. İnsan bazen birini değil, artık yalnız kalmamayı özler. Şu an benim hâlim tam olarak bu. Ne aşk bu, ne kayıp, ne hikâye. Sadece çok yorgun bir kalbin bir yere y...