MENEKŞE…
Menekşeler bağırmaz.
Kendini göstermek için yükseğe çıkmaz, kalabalık istemez.
Toprağa yakın durur. Sessizdir.
Ama bahar geldiğinde orada olduğunu inkâr edemezsin.
İnsanlar çoğu zaman gülleri över.
Gösterişli, büyük, iddialı olanı.
Menekşeler ise arka planda kalır.
Tıpkı çok yorulmuş ama hâlâ ayakta duran insanlar gibi.
Ben menekşeleri hep güçlü bulmuşumdur.
Çünkü zor şartlarda bile açarlar.
Kimse alkışlamasa da, kimse fark etmese de
açmaktan vazgeçmezler.
Belki de bu yüzden bugün menekşeleri yazıyorum.
Yorulmuş ama vazgeçmemiş olanları…
Sessizce direnenleri…
Kök saldığı yerden kopmayanları…
Eğer bir gün kendini görünmez hissedersen,
bir menekşeye bak.
Az ama gerçek olmanın,
sade ama derin kalmanın mümkün olduğunu hatırlarsın.
Hayat da bazen menekşe gibidir.
Sessizce yük bindirir, bağırmadan yorar.
İnsan güçlü görünmekten yorulur ama
içindeki yaşama isteği hâlâ toprağın altında bekler.
Ben menekşeleri bu yüzden severim.
Az ama gerçek oldukları için.
Sade ama derin kaldıkları için.
Kırılgan görünüp dayanıklı oldukları için.

- “Sessiz kalanlar kaybolmaz; sadece derinleşir.”
- “Menekşeler gibi; az görünürüz ama kalpten vazgeçmeyiz.”
- “Gürültü geçer, kökü sağlam olan kalır.”
Bugün menekşe gibiyim.
Sakinim.
Kendimle barışığım.
Ve hâlâ umut doluyum.
Yorumlar
Yorum Gönder